Yalnızlık, başarıya giden yolda yalnız kalan herkes için derinden hissedilerek dile dökülmüş bir şarkıdır.
Bazen en yüksek feryattan çok acıtır zamanın sessizliği
Kalabalığın içinde bir hayaletken kim anlasın hissettiğini
Güneşin doğuşuyla başlar tiyatro
Maskeler takılır birer birer herkesin dili bir hançer
Sözler ruhumun derisini deşer
Yüzümde sahte bir tebessüm içimde bitmek bilmeyen ayaz
Kalabalıklar deniz benim gemim vurdu karaya rüzgarı az
Yalnızlık eskimeyen bir palto gibi sırtımda ağırlaşan
Kimsesiz değilim yalnızlık büyük savaşçım hep benle savaşan
Dost dediklerim birer silüet aynadaki aksimden başka kimim var
Bu gürültü panayırında her düşünce dehlizi benim için çok dar
Suskunluk benim en gür sesim anlayan gelsin bu derinliği
Yalnızlığın sıcak kucağında buldum ben asıl serinliği
Yalnızlığın rahminde sancılı bir ben doğumu beklerim
Vuslatı olmayan bir yolda dizlerim yara yine de emeklerim
Sessizliğin içinde derin bir keder
Yalnızlık nöbetçim başucumda bekler
Uyurum sessizliğin koynunda uzunca
Bedenim yorgun ruhum oyun çağında
Bana bakanlar acırlar halime
İçimde fırtına başımda duman
Kelime kalmadı zihnimde
Bir dilim değil susan...
Yorgunluk kemiklerimde bir sızı uykular bile vermiyor artık mecal
Hayat denilen bu labirentte her çıkış kapısı sadece bir hayal
Zihnim gibi kalemimde yorgun mürekkebim melankoliyle demlenmiş
Zamanın çarkları ruhumun üzerinde paslı dişlileriyle eğlenmiş
Yaşlı bir çocuk gibiyim içim neşe dolu halimse yok yürümeye
Sahteliğinizde boğulun benim niyetim yok sizinle gelmeye
Zamanın parmak izi ruhumda her saniye bir ömür eksiltir
Kimse görmez bu sessiz göçü her gün yeni bir yolcu diriltir
Kırık bir saatin akrebi gibi takılı kaldım o meçhul ana
Dertler birikti dağ gibi yükledim hepsini omzuma
Aynadaki adamın gözlerinde bir yabancı başka bir ben mi aldı yerimi
Bu kimin yansıması?
Hangi limana sığınsam fırtına da benimle gelir
İnsan en çok da kaçtığı yerin ardında esir edilirmore